YAĞMUR YAĞIYOR

Gece yarısı,  aniden bir yağmur ıslattı yazlık elbiselerimizi.
Hafif hafif çiselerken yağmur,
Ben, işleri yoluna koymanın telaşından ıslandığımı unutmuşum meğer!
Sonra, yorgun argın bedenimi, yaşlı yatağın kucağına gömüverdim birden.
Fecrin ilk ışıkları, bir muştu elçisi gibi okşarken yüreğimi,
Kıyam vaktidir diye seslendi penceremdeki aydınlık adeta. Kıyam vakti, ulu ruhların dirilişe durduğu andır...
Şimdi yağmur daha da süratlendi mi ne?
Yağmut, kiminin yüreğini, kiminin de bedenini ıslatmaya devam etmekte. Ben otururken sobanın önünde, dışarıda; serçeler zikir bestelemekte,
Yaz boyu çalışan karıncalar imarlı yuvalarında, karınları tok, keyifleri yerinde!

Birden irkiliyorum, ve zihnim takılıyor acı çeken insanların çektikleri çile ve zorluklara.
Masum çocukların dünyasını kabusa çevirenlerin el üstünde tutulduğu bir dünyada kahkaha atmak, masumiyete haksızlık değil midir?
Yağmur yağmaya devam ediyor,
İçerdeki bedenim ısınırken, yüreğim dışarıdaymış gibi buz misali donuyor!
Ve oturmuşum pencerenin önünde
Ve yaslanmışım yılların yaşlısı yastığıma.
Bir dışarıya, bir de yol arkadaşıma bakıp duruyorum öylece.

Kim bilir, bu kısa ömürde; neler neler çıktı yoluma/yolumuza?
Yağmur yağıyor, toprağa can, tohuma ruh, kâinata nezafet sunuyor...
Ha unutuyordum az daha,
Muhabbet kuşlarım karşımda, ve lisan-ı hal ile konuşuyorlar benimle.
Maviş, Sarıca ve Beyazgül...
Bir an insan, keşke bir kuş olsaydım demekten alıkoyamıyor kendini.
Halbuki, keşkelerin arkasına sığınmak yakışmazdı erdemli hiçbir insana.

Yaşlı bir yol geçer bizim fakirhanenin önünden,
Yedi yirmi dört saat, arabalar vızır vızır üstüne basmakta.
Arabalar arıza vermekte, kaza yapmakta ama yaşlı yol, aynı mütevazi haliyle sessiz sedasız itaat etmekte... itaat... sabır ve metanet, ne güzel hasletler...
Bir an kendimi düşündüm,
Ömrümü, çocukluğumu, gençliğimi ve şimdiki halimi.
Geriye baktığım zaman,
Saat durmadan işlemiş, ömür saniyelerde yarışarak azalmış, gençlik bitmiş, yerini sonhabarı andıran yorgun halimize bırakmış.
Ömrümüzden nice baharlar veda etmişken; ama ben hala sobe oynamakla meşgul gök yüzüne uçurtma uçuran içimdeki çocuk gibi avutuyorum kendimi, o eski köy meydanında!

Yağmur yağıyor, insanlarda bir telaş, bir koşuşturmaca. Islanmasin diye, yazdan kalma her şeylerini güvene almanın telaşesi işte...
Peki, ya korkuların diyarında mâhkum olan insanı kim güvene alacak?
Yağmur yağmaya devam ediyor, içerde bedenim ısınıyor
Dışarıdaymış gibi, naif yüreğim üşüyor.
Ve ben hala Yağmuru seyretmeye devam ediyorum.
Serçeler senfoni orkestrasında,
Kavak ağaçları da, rüzgârın esintisine ayak uydurup raks ediyorlar adeta.
Tekrar dışarıdaki kuşların o minnacık güzel ötüşlerine kulak verirken; yağmur hala yağmaya devam etmekte. Yağ yağmur yağ, bize bereket getir,
Yeri de
Bizi de temizle... Toprağa can, tohuma ruh ol.
Bize de sevgi sanaatından bir edeb öğret yağmur!
Yağmur yağıyor...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Seyyid Abdürrahman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Urfa Pusula- Urfa haberleri, Sondakika Urfa haberleri, Urfa haber, güncel haberler Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Urfa Pusula- Urfa haberleri, Sondakika Urfa haberleri, Urfa haber, güncel haberler hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Urfa Pusula- Urfa haberleri, Sondakika Urfa haberleri, Urfa haber, güncel haberler editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Urfa Pusula- Urfa haberleri, Sondakika Urfa haberleri, Urfa haber, güncel haberler değil haberi geçen ajanstır.