AĞZI OLAN KONUŞUYOR YA DA KARMAKARIŞIK TOPLUM

1990 lı yılıydı galiba, o zamanlar adı Topçu meydanı (şimdi ki Rabiâ meydanı) olan yerde; bir miting yapılmıştı. Hatırladığım kadarıyla, konuşmacı olarak önce Abdülaziz Kutluay hoca efendi (merhum) ve yazar Abdülkadir İkbal ağabey katılmışlardı.

Bizde o zamanlar, gençliğin ve dava şuurunun heyecanı dorukta olduğu için, konuşulan her şeyi can kulağıyla dinlerdik. Konuşma sırası, Abdülkadir ikbal ağabeye gelince, kısa bir girizgahtan sonra, şöyle dediğini bu gün gibi hatırlarım: Bazı insanlar bize, Türkiye Darü-l Harp mı yoksa Darü-l İslâm mı diye soruyorlar? Bizde onlara, Türkiye bir Darü-l karmakarışıktır diyoruz diye cevap vermişti... Hem öyle değil mi bir yanda ezanların okunduğu, öbür yanda unumhanelerin vergi mükellefi oldukları bir ülkeyi nasıl isimlendirmemiz gerek demişti?

Evet, o konuşmanın üzerinden 32 yıl geçmesine rağmen; hala taptaze zihnimde saklı durur. Tabi, Darü-l Harp veya Darü-l İslâmın, fıkh-i tanımı/tarifi öyle değildi. Lakin, halkının yüzde doksan dokuzunun Müslüman olduğu iddia edilen bir ülkede; resmi zina evlerinin, faizli bankaların, içki fabrikalarının ve daha binlerce gayri İslâmi olan kuruluşun var olmasının tanımı başka nasıl yapılabilirdi ki acaba?

Neyse gelelim asıl mevzumuza. Her yıl olduğu gibi, bu sene de; kurban bayramında, ekranlarda sözde bir kısım ilahiyatçı ve sözde bir kısım sanatçı müsveddesinin, kurban kesmek vahşettir beyanları, toplumun cahil olan kesimi için büyük (!) bir sermaye oluşturduğuna, görsel ve yazılı medya aracılığıyla aşina olduk!
Hele sosyal medyada, islami konuları bilen bilmeyen birçok kimse, islam hakkında, kurban hakkında fikir beyan etmeye başladılar. Kirlilik alıp başını giderken, birden; sözde kürt (!) sanatçı, Şıvan Perwer (İsmail Aygün) denilen Marksist Leninist kişinin paylaşımı ise, gündeme oturdu. Paylaştığı bir videoda şunları söylüyordu: "Sütünü, peynirini, yoğurdunu, yediğin; yününden istifade ettiğin koyunu, Kurban bayramıdır diye de bıçağı boynuna vurup etini yiyeceksin, sonra kurban bayramı diyeceksin dedi, vesaire vesaire. Devamında, böyle bir kurban şeklinin, ne  Tevratta, ne Zeburda, ne incilde, ne Kur'an'da ne de Avesta (Avesta Zerdüşte inen kitapmış onlara göre) zikredilmediğini söyledi. Şimdi burada, Şivan Perwer denilen Marksist/Leninist herifin, kocaman masalarda oturup kebabı nasıl da vurduğunun fotoğraflarını paylaşacak değilim. Şunun da altını çizdikten sonra, Kuran'da kurbanın hükmü var mıdır yokmudur, bizden önceki ümmetlere söz konusu ilahi emir var mıydı yok muydunuz meselesini; ona ve onun muhiplerine izah etmeye çalışacağız. Her halde, Müslümanların kurban bayramına karşı olan Şıvan Perwer ve gibilerinin yedikleri etler, ya seralarda yetişiyor (!), yada et bahçeleri vardır da haberimiz yok??? Şimdi, meallerini vereceğimiz ayeti kerimelerden; bizden önceki tüm Müslüman toplumlarda da kurban ibadetinin var olup olmadığına bakacağız. Ama Avesta dedikleri kitapta olmayabilir ki, bu bizi bağlamaz. Hem Avesta denilen kitabın, kutsal (!) kitaplardan olduğuna dair, kesin bir delilin olmadığı, sadece hikâye ve efsane türü bilgilerden ibaret olduğu bilinmektedir.

Peki, Kuran'da Rabbimiz: İbrahim'in oğlu Hz. İsmail'in yerine bir kurbanın, Allah tarafından kendilerine fidye (kurban) olarak verildiği açıkça bildirilirken hem de..
(Sâffât, 37/107). Bu âyetlerde zikredilen hayvan kesiminin, et ihtiyacı temini için olmadığı, bunların ibadet amaçlı birer uygulama oldukları gayet sarih ve açıkken hem de...

Bu ayet de, Maide süresinden: "Ey iman edenler! Allah’ın dîninin alâmetlerine, haram aylara, Kâbe’ye hediye edilen kurbanlık hayvanlar ile onların boyunlarına takılan gerdanlıklara, Rablerinin lutuf ve rızâsını isteyerek Beyt-i Harâm’a gelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman isterseniz avlanabilirsiniz. Mescid-i Harâm’ı ziyaretinizi engellediler diye bir topluluğa duyduğunuz öfke, sakın sizi onlara karşı saldırganlık yapmaya sevk etmesin. İyilik ve takvâda birbirinizle yardımlaşın; günah ve düşmanlıkta ise yardımlaşmayın. Allah’tan korkun. Çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir. (Maide 2)

Hani Kuran'da Kurban yoktu. Al bu da Bakara suresinden: "Onlara Âdem’in iki oğlunun başından geçen ibret verici şu gerçeği anlat: Onlar Allah’a birer kurban takdîm etmişlerdi de birinden kabul edilmiş, diğerinden ise kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen kıskanıp: “Seni mutlaka öldüreceğim” deyince, öteki şu cevabı vermişti: “Allah ancak takvâ sahiplerinin ibâdetini kabul buyurur.” (Bakara 27)

Bundan yıllar önce kendini bilmez hadsiz bir kadın da kurban ibâdetini inkar etmiş ve Müslümanlara hakaret etmişti. Her nedense, ülkemizde inanan veya inanmayan herkes din konusunda konuşur ve hiçbirinin ağzının payı da verilmez, söyledikleri de yanlarına kar kalır. Hani şu fikir mikir özgürlüğü saçmalığı varya, İşte ona kahroluyorum şahsen. Ya herif Allaha iman etmemiş, hiçbir kutsalı tanımıyor, ama islam hakkında fikir beyan edip dil uzatabiliyor. Bunca ilahiyatçı ve akademisyenin olduğu bir ülkede; söz konusu aymazlar bu cesareti kimden/kimlerden alıyorlar acaba diye merak etmemek elden değil? Geçelim!

Kur'an'da Kurban yoktur diyen Şıvan; al sana yine Maide süresinden bir ayet daha: "Allah Kâbe’yi, o Beyt-i Harâm’ı, haram ayları, Kâbe’ye hediye edilen kurbanı ve kurbanlıklara takılan gerdanlıkları insanlar için maddî-manevî bir kalkınma ve geçim vesilesi kılmıştır. Şunu bilesiniz ki, Allah göklerde ve yerde ne varsa hepsini bilir. Çünkü Allah her şeyi hakkiyle bilendir. (Maide 97)

Ve Hacc suresinden olan ayetler: “Gelsinler de, hacda kendilerini bekleyen dünyevî ve uhrevî faydaları görsünler. Ayrıca Allah’ın onlara ihsân ettiği kurbanlık hayvanları, belirlenen günlerde üzerlerine Allah’ın adını anarak kessinler!” Bu hayvanların etinden hem siz yiyin, hem de darda kalmışlara ve yoksullara yedirin! (Hacc 27)

Kurbanlık hayvanlarda, onların kurban edilme vaktine kadar sizin için faydalar vardır. Hacda onların kurban edilmek üzere götürüleceği nihâî yer ise, Beyt-i ‘Atîk’in çevresi olan harem bölgesidir. (Hacc 33) Hani, Şıvan denilen herifin l, hiçbir kitapta kurban emri falan yoktur diye alenen inkâr ediyor ya! Buyurunuz:
"Biz her ümmete bir kurban ibâdeti belirledik ki, kendilerine rızık olarak verdiğimiz hayvanları kurban ederken üzerlerine Allah’ın adını ansınlar. Şunu iyi bilin ki, sizin ilâhınız tek bir ilâhtır; öyleyse artık O’na teslim olun. Rasûlüm! Tam bir ihlâs, samimiyet ve tevazu içinde Allah’a boyun eğen kulları müjdele! (Hacc 34)

Aslında, dünyada son kullanma tarihleri geçmiş olan bir kısım zerzevat, adlarından bahsedilsin diye, arada bir böyle patavatsız ve hadlerini aşan beyanlarda bulunuyorlar!

Hacc suresinden devam edelim: "Bizim, kurbanlık sığırları ve develeri de sizin için Allah’ın dininin işaretlerinden kıldık. Onlarda sizin için pek çok hayır vardır. Onlar boğazlanmak üzere ayakta dururken üzerlerine Allah’ın adını anarak kurban edin. Nihâyet yan üstü yere yıkılıp canları çıkınca da onlardan hem siz yiyin, hem kanaat edip istemeyen fakirlere, hem de açıkça isteyen fakirlere yedirin. İşte böylece biz, o kocaman hayvanları sizin emrinize verdik ki şükredesiniz.
(Hacc 36)

Unutmayın ki, o kurbanların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır. Sizden Allah’a ulaşacak olan tek şey takvânızdır. Allah böylece o hayvanları hizmetinize verdi ki, sizi doğru yola ilettiği için tekbir getirerek Allah’ın büyüklüğünü ilan edesiniz! Rasûlüm! Artık o iyilik eden ve işini güzel yapanları müjdele! (Hacc 37)

Rasûlüm! Şüphesiz biz sana Kevser; bol nimet, ilim ve büyük şeref verdik.
Sen de Rabbin için namaz kıl ve kurban kes! (Kevser 1,2)
Şimdi, Şıvan ve gibilerinin; yalanlarına ve ayetleri inkâr edişlerine daha nasıl cevap vermemiz lazım. Bakınız burada, kurban ibâdetiyle ilgili tek bir hadisi Şerif bile vermedim. Evet, vermedim çünkü herifler kurbanın kitapta olmadığını iddia ettikleri için, bizde onlara yalnızca ayetlerle cevap verdik. Şimdi asıl mesele şudur: Şıvan Perwer denilen Marksist/Leninist kişinin, Allaha, meleklerine, kitaplarına, peygamberine, ahiret gününe inanıp inanmaması onun kendi tercihidir ve bizi ilgilendirmez. Bizi ilgilendiren kısmı, İslama ve Müslümanlara hakaret edercesine, galizane salya sümük kin ve nefretini kusmaktan vaz geçmesidir. Dilini ve elini, Allahın emri ve müslümanların ibadet niyetiyle icra ettikleri kurban ve kurban bayramından uzatmamasını ve bir an önce tövbe etmesini öneriyoruz. Biz, iman ettiğimiz İslâm dininin tüm emir ve neyihlerini, adet ve örf olarak değil; Rabbimizin emri ve ibadet olduklarından dolayı yerine getirmeye gayret sarfediyorduz. Kalın sağlıcakla efendim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Seyyid Abdürrahman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Urfa Pusula- Urfa haberleri, Sondakika Urfa haberleri, Urfa haber, güncel haberler Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Urfa Pusula- Urfa haberleri, Sondakika Urfa haberleri, Urfa haber, güncel haberler hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Urfa Pusula- Urfa haberleri, Sondakika Urfa haberleri, Urfa haber, güncel haberler editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Urfa Pusula- Urfa haberleri, Sondakika Urfa haberleri, Urfa haber, güncel haberler değil haberi geçen ajanstır.