HÜDA PAR'lı Özaslan: Esir kampına koysanız o kadar perişan yaşamazlar!

HÜDA PAR Şanlıurfa İl Başkanı Emin Özaslan, Şanlıurfa’dan Türkiye’nin farklı illerine mevsimlik tarım işçisi olarak çalışmaya giden işçileri, çalıştıkları illerde ziyaret etti. Özaslan, tarım işçilerinin durumuyla ilgili, “Babalar, koskoca adam dediğimiz adamlar gözyaşı döküp ağlıyorlardı. Ağlayarak derdini anlatıyorlardı. Oradaki annelerimiz, bacılarımız esir kampındaki insanlardan daha perişan bir hayat yaşıyorlar” dedi.

Video için play'e tıklayın

Şanlıurfa’nın adeta kanayan yarası haline gelen mevsimlik tarım işçilerinin dramı devam ediyor.

Her yıl on binlerce mevsimlik tarım işçisi, yaz aylarıyla birlikte Şanlıurfa’dan yollara düşerek farklı şehirlere gidiyor.

Tanımadıkları, bilmedikleri şehirlere ekmek parası için giden vatandaşlar çadırlarda, su ve elektrik olmadan yaşamak ve çalışmak zorunda kalıyor. Tarım işçilerinden bazıları her yıl gittikleri bu yolda hayatını kaybederken; kimi okulunu, kimi evladını, kimi anne ve babasını kimi ise geleceğini kaybediyor.

Tüm bu zorluklara rağmen yaşam mücadelesi veren tarım işçilerini yerinde ziyaret eden ve yaşadıkları zorluklara tanıklık eden HÜDA PAR Şanlıurfa İl Başkanı Emin Özaslan, burada gördüklerini Urfa Pusula Haber Ajansı mikrofonlarına anlattı.

‘5 BİN 200 KİLOMETRE YOL KATLETTİK 18 İLE GİTTİK’

Şanlıurfa’dan yola çıkan ve 18 ile gidip orada çalışan Şanlıurfalı işçilerinin yaşam koşullarına tanıklık eden Özaslan, tarım işçilerinin yaşadıklarını şöyle anlattı:

“Şanlıurfa’nın kanayan yarası mevsimlik işçi sorunu. Biz dedik ki bu sorunu gündeme getirelim. Bir de sebep-sonuçlarıyla ve çözümleriyle beraber biz bunu robotlaştırıp kamuoyunda gündem haline getirelim. Bunun için masa başı siyaset yapmayalım sahaya çıkalım gidip gezelim yerinde görelim. Urfalı hemşerilerimiz, kardeşlerimiz ne tür sıkıntılar yaşıyorlar onlarla birebir görüşelim dedik. HÜDA PAR Şanlıurfa İl Başkanlığı olarak biz buradan bir heyet yola çıktık. Osmaniye’den başladık ve Türkiye’de toplam 18 ile gittik. 18 ilde toplam 5 bin 200 kilometre yol katlettik. Gidip oradaki insanları dinledik konuştuk.  Biz ilk önce gittiğimizde şunu gördük. Zaten ilk ziyaretimiz Osmaniye’de sulama kanalında Siverekli bir ailenin 3 çocuğu boğulmuştu. Biz onları ziyaret ederek bu tura başladık. Orada zaten apayrı bir dramla karşılaştık. Orada zaten çadırda yaşıyorlar. Çadıra baktığınızda gerçekten bir insanın yaşayabileceği bir yer değil. Birçok çadırda yırtıklar var, yağmur yağdığında su içeri damlıyor. Orada elektrik sorunu var. Elektrikleri yok suları yoktu. Belki yüzde 3-5’inde elektrik, su bulabiliyor geri kalanının tamamında herkes kendi imkanlarıyla o elektrik ve su ihtiyacını gideriyor. Elektrik ihtiyacını ya arabasının aküsünden alıyor ya da kendi imkanlarıyla, paralarıyla küçük güneş panelleri almışlar o güneş panellerini kuruyorlar sabah. Akşamda onu bir aküye aktarıp gece çadırda kullanabileceği bir ampule yetiyor. Bu şekilde hayatlarını idame ediyorlar.”

‘ÖZELLİKLE İKTİDAR PARTİSİNİN MİLLETVEKİLLERİ BU KONUDA SINIFTA KALDILAR’

Milletvekillerinin tarım işçilerinin sorunlarıyla yeterince ilgilenmediklerini ve bu konuda sınıfta kaldıklarını aktaran Özaslan, “Oradakilerine sordum dedim ki; sizin yaşadığınız şehirde oranın valisi ya da belediye ile görüşmediniz mi? Neden size elektrik getirmiyorlar? Çaresizce şunu söylediler; başkanım gittiğimiz yerde zaten kimse bizi muhatap almıyor. Daha sorunumuzu anlatalım ve ihtiyacımızı giderelim. Benim çok zoruma gitti. Ben orada onlara da söyledim dedim ki; eğer bugün Tekirdağ’da ya da diyelim ki, Edirne’den ya da diyelim ki, İzmir’den bir aile, orada oturan bir aile mevsimlik işçi olarak Urfa’ya gelseydi, Harran’da ya da Akçakale’de işte Tektek Dağlarının dibinde çadırını kurmuş olsaydı orada su ve elektrik olmamış olsaydı ben eminim ki Tekirdağ’da bu aile gelmiş olsaydı Tekirdağ’ın bütün milletvekilleri muhalefetiyle beraber iktidarıyla beraber, Edirne Olsaydı oranın milletvekilleri gelecekti.  Yozgat olsaydı Yozgat’ın milletvekilleri gelecekti Urfa belediyesine ya da Urfa valiliğine diyecekti bizim hemşerimiz gelmiş burada Tektek Dağlarının dibinde ne elektrik var ne su var. Bu insanlar ne yiyecekler ne içecekler? Nasıl barınma ihtiyaçlarını giderecekler diye ortalığı resmen ayağa kaldırırlardı ki, kendi hemşerilerine sahip çıkmak için.  Ve ben onlara dedim ki, siz bugün burada sahipsizseniz bunun sorumlusu Yozgat valiliğinde ya da belediyesinde değil. Niye? Çünkü o insanlar diyor ki, bunlar bizim burada yaşamıyorlar. İşte 3-5 ay kalıp çekip gidiyorlar. Burada asıl sorumluluk bizim buradaki 14 milletvekilindedir. Urfa’nın 14 milletvekilinin gelmesi lazım. Yozgat’a, Ankara’ya gidecek. Haymana’ya gidecek, Polatlı’ya gidecek, Burdur’a, Isparta’ya gidecek, Konya’ya gidecek diyecek ki, siz nasıl yaşıyorsunuz? Niye elektriğiniz niye suyunuz yok? Demeleri gerekirken, maalesef Urfa’daki 14 milletvekilinin de umurunda değil. Belki zaman zaman bazı milletvekilleri dile getiriyor. Sadece sorunu dile getiriyorlar, kimse gidip bu sorunu halletmek için özellikle ama özellikle iktidar partisinin milletvekilleri bu konuda kesinlikle sınıfta kaldılar.” diyerek dert yandı.

‘ORADA BANYO İHTİYACINI GİDERECEKLERİ BİR YERLERİ YOK’

Tarım işçileri ile birlikte zorluklara tanıklık ettiklerini dile getiren Özaslan; tarım işlilerinin elektrik, su ve birçok temel ihtiyaçtan mahrum yaşadıklarına değindi:

“Öyle dramlar yaşadık ki, mesela bir çadıra gittik. Elektrik ve suyu bir kenara bırakalım. İnsanların orada banyo ihtiyacını giderecekleri bir yerleri yok. Bu insanlar orada aylarca kalıyor. Tarımda çalışıyor, tarlada çalışıyor, akşama kadar tozun toprağın içinde. Her akşam duş almazsa zaten olmaz. Peki o insanlar nasıl banyo ihtiyaçlarını giderecekler, öyle bir yerleri yok maalesef. Kendi imkanlarıyla zaten hepsi tek bir çadırda kalıyor. Normal bir insanın kalabileceği standartlar maalesef yok. Ve oradaki herkes aynı şeyi söyledi. Tartışmasız bir şekilde şunu söylediler dediler ki; biz bu ülkenin vatandaşıyız, bakın dışarıdan Suriyeliler geliyor buraya. Devletimiz Suriye’den gelip kalan kişilere konteynır kentler yaptı. Biz buranın vatandaşıyız niye bize konteynır kentler yapılmıyor ki? Bu çok kolaydır. Her yıl bu mevsimde işçiler dışarı gidiyor. Gittikleri yerde konteynırlar kurulabilirdi. O konteynırlarda portatif bir şekilde diyelim ki, tuvalet ve banyo ihtiyacını karşılayabilecek yerler çok rahat yapılabilir. Elektrik ve su önceden çekilir bu insanlarda gittiğinde söylüyor diyor ki; elektriğimizi suyumuzu getirin ücreti neyse biz her ay verelim. Ama maalesef bu yapılmıyor.  Ve insanlar kendilerini orada bu ülkenin vatandaşları olarak değil herhalde ikinci üçüncü sınıf insan muamelesi görmüş gibi kabul ediyorlar. Diyorlar ki; bize bu muameleyi yapıyorlar.”

‘URFA’NIN 14 MİLLETVEKİLİNE ÇOK KIRGINLAR’

Şanlıurfalı tarım işçilerinin 14 milletvekiline kırgın ve kızgın olduğunu söyleyen Özaslan, şöyle devam etti:

“İlk başta Urfa’nın 14 milletvekiline hakikaten çok kırgınlar ve çok da sinirliler onu gördüm. Bende buradan sesleniyorum. Urfa’nın bütün milletvekillerine, kendi hemşerilerinizin sorunlarıyla ilgilenin. Urfa’dan 250-300 bin insan Türkiye’ye dağılıyor. Ben 18 il dolaştım 5 bin 200   kilometre yol yaptım arkadaşlarımla beraber. Orada Urfalı olmayan hiç kimseye rastlamadım. Beklide benim gittiklerim yerde denk geldi ama 18 ilde Urfalı olmayan bir tarım işçisine rastlamadım. Gittiğim her yerde hepsi Urfalıydı. Urfa’dan niye insanlar gidiyorlar? Benim aslında gündeme getirmek istediğim şey şu; gittikleri zaman orada yaşadıkları şartlar çok iyi osundan ziyade ben şunu savunuyorum. Diyorum ki, ilk önce insanları oraya götüren sebepler nelerdir. Bunu araştırmak lazım. İnsanlar oraya gitmesin. Burada kalsınlar.”

‘300 DÖNÜM ARAZİYE SAHİBİM 15 DÖNÜM ARAZİSİ OLAN ADAMA İŞÇİ OLARAK ÇALIŞIYORUM’

İşçilerin yaşadığı dramlardan söz eden Özaslan; 300 dönüm araziye sahip olduğu halde, sudan mahrum kaldığı için yollara düşen ve 15 dönüm arazisi olanlara işçilik eden çalışanların olduğunu söyledi.

Özaslan, “Mesela Siverekli bir aileye sordum dedim ki; siz buraya gelip çalışıyorsunuz. Niye Siverek’ten çıkıp geldiniz? Orada kalmanız için ne gerekiyor? Adam dönüp dedi ki; başkanım bakın dedi şu an o kadar zor durumdayım ki, belki bunu konuşurken anlatırken kendimi ağlamamak için zor tutuyorum dedi. Ben Siverek’te 300 dönüm araziye sahibim dedi ve gelmişim burada 15 dönüm arazisi olan 20 dönüm arazisi olan insanların yanında ben işçi olarak çalışıyorum bütün ailemle beraber. Köyümde 300 dönüm arazim var diyor. Peki neden geldiniz diyorum? Diyor ki; benim köyümde su yok diyor. Eğer GAP Projesi tam olarak bitirilmiş olsaydı, benim köyüme kadar su getirilmiş olsaydı ben kendi 300 dönümümü ekip biçip kaldıracaktım. Belki insanlar gelip benim yanımda   çalışacaklardı. Ama ben bugün 15 dönüm arazisi olan insanların yanında ben işçi olarak çalışıyorum. Bu benim zoruma gidiyor, Diyor Siverekli bu aile. Çünkü diyor benim köyümde su yok ve ben 300 dönümü ekip biçip kaldıramıyorum. Kuru tarım olduğu için maalesef masrafını kurtarmıyor. Gübre pahalı, tohum masrafı, ekip biçip kaldırıyorsunuz öbür taraftan çiftçinin girdi maliyeti çok çok yüksek. Bunu karşılayamadığı için ben diyor onu bırakmışım gelmişim burada 15 dönüm arazisi olan insanın yanında işçi olarak çalışıyorum.” dedi.

‘İSTANBUL’DA BÜYÜK PROJELER YAPILIYOR DA NİYE GAP BİTİRİLMİYOR?’

Devletin batı illerinde birçok projeyi bitirdiğini ve 40 yıl önce başlayan GAP'ı hala bitirilmediğini dile getiren Özaslan, şöyle devam etti:

“Ben de buradan devletin yetkililerine, hükümete sesleniyorum ve 14 milletvekiline sesleniyorum. Niye GAP bitirilemiyor. Ya da GAP’ı bitirmek istemeyenler mi var? açık ve net söylüyorum. Niye bu devlet ve bu hükümet Türkiye Cumhuriyeti batıda istediği projeyi gerçekleştiriyor. Niye o kadar yatırımlar yapılıyor? Niye İstanbul’da o kadar büyük projeler yapılıyor? Denizin altından yolu geçirip öbür taraftan çıkarılabiliyor ve hepsine para var da GAP bitirilemedi GAP’a mı para yetmedi. Niye GAP bitirilemiyor? 40 yıl önce başladı bu proje. Bitirilmesi gerekiyordu. Şu anda yüzde 50’si bile bitirilmedi. GAP şu anda kendi kendine amorti edilmiş.  Devlet yatırdığı parayı zaten fazlasıyla alıyor. Ama proje bitirilmedi. Bugün Siverek’e su getirilmiş olsaydı ya da Hilvan’a su gelmiş olsaydı ben eminim ki oradaki mevsimlik işçilerin yüzde 90’ı kendi tarlasında çalışacaktı dışarı gitmeyecekti. Bu sadece bir tanesi.”

‘100 DÖNÜM ARAZİ EKİYORUM 130 BİN LİRA ELEKTRİK FATURASI GELİYOR’

Bazı işçilerin, Şanlıurfa’da tarlası ve suyu olduğu halde elektrik faturasını ödeyemediği için faklı illere gittiğini kaydeden Özaslan, “Başka bir çiftçiyle görüştüm dedim ki; siz niye buraya geldiniz? Dedi ki; benim köyümde tarlam da var suyum da var. Ama bana kesilen elektrik faturası benim maliyetimi kurtarmıyor.  100 dönüm arazi ekiyorum 130 bin lira elektrik faturası geliyor bana. Sadece elektrik faturası ben bunun altından nasıl kalkacağım diyor. Bıraktım geldim şimdi ben burada başkasının işçilik yapıyorum diyor. Başka bir aileye sordum dedim niye geldiniz buraya? Dedi ki; bizim aileden 2 kişi tek çalışsaydı her ay maaş alabilecek bir işte çalışsaydı biz 8-9 kişilik bir aile olarak kesinlikle buraya gelmezdik.” ifadelerine yer verdi. 

‘URFA’DAKİ 14 MİLLETVEKİLİ İÇİN UTANÇ KAYNAĞIDIR’

Kalem tutması gereken ellerin, tarlada çapa tuttuğunu ve bu durumun 14 milletvekili için utanç kaynağı olduğunu söyleyen Özaslan, “Orada gördüğüm en çok çocuklar etkileniyor. Hakikaten ağlamamak için çok zorlanıyorsunuz. 2’nci 3’üncü sınıf öğrencileri, elinde çapa tarlada çalışıyorlar. Çocuklara soruyorum dedim ki; nerede olmak isterdiniz? Diyorlar ki; biz şimdi okulda olmak isterdik. En çok özlediğiniz şey nedir diyorum? Diyorlar ki; ben en çok kendi memleketimi evimi özledim diyorlar. 2’nci 3’üncü sınıf öğrencileri elinde çapa tarlada çalışıyor. Bu Urfa’daki 14 milletvekili için utanç kaynağıdır. Eğer bunun farkında olurlarsa bilirlerse ya da vicdanları sızlıyorsa zaten bu işe bir çözüm bulurlar. Belki bir seferde bu 200-350 bin insan burada tutulamaz ama her yıl projeler geliştirilirse o insanlar çok da fazla o taraflara gitmeyeceklerdir. Çok rahat söylüyorum. Bugün Siverek’e su getirilmiş olsaydı, Hilvan’a su getirilmiş olsaydı diğer ilçelerimizde sulanamayan araziler vardır oraya bir an önce baraj suyu götürülebilse, GAP bitirilebilmiş olsa oraya gidecek insanların belki 3’te 1’i gidecekti.” diye konuştu.

‘ANNE SIRTINDA ÇOCUĞU VE O ŞEKİLDE ÇAPA YAPIYOR’

“Çocukların yanı sıra orada en fazla etkilenen kadınlar." diyen Özaslan, annelerin çok büyük zorluklarla karşı karşıya kaldığını vurguladı. Özaslan, "Kadın sabah erken kalkıyor çocuğu uyandırıyor, tarlaya gidiyor. Akşama kadar tarlada çalışıyor akşam tekrar eve geri geliyor. Gelir gelmez yemekle uğraşıyor yemek bitince çocukları yatırıyor. Çocuklar yatınca bulaşıkları yıkıyor, bulaşık bitince çamaşırları yıkıyor o bitiyor diğeri başlıyor. Gece saat 12 oluyor 1 oluyor ancak başını yastığa koyabiliyor. Sabah saat 4’te tekrar ayakta.  Gözlerimle şunu gördüm birçok tarlada kadın eğilmiş çapa yapıyor sırtında çocuğu var. Sırtında çocuk ve o şekilde çapa yapıyor. Bu hakikaten ciddi bir dramdır.” sözlerini kullandı.

'BOĞAZI DÜĞÜMLENEN, GÖZYAŞI DÖKEN BABALAR GÖRDÜM’

Birçok öğrencinin LGS sınavına giremediğini, çocuğunu okula gönderemediği için gözyaşı döken babaları gördüğünü söyleyen Özaslan, çözüm önerileri konusunda çalışmalar yapacaklarını aktardı. 

Özaslan, konuşmasında şunları dile getirdi:

“LGS sınavına giremeyen sayısızca öğrenci gördüm. LGS sınavına giremediği, çocuğunu okula yetiştiremediği boğazı düğümlenen, gözyaşı döken babalar gördüm. Daha da anlatsam emin olun saatler alacak. Biz inşallah bütün çalışmamızı, yaptıklarımızı raporlaştıracağız. Sebep-sonuç ilişkisiyle beraber, sorunun temeli nedir? Ortaya çıkaracağız. Onlarla beraber bu işin çözümü neleredir? Çözüm önerileriyle beraber inşallah rapor olarak sunacağız. Bunu bütün kamuoyuyla paylaşacağız. Eğer iyi niyetli davranırsa bütün milletvekilleri bunun için bir adım atarlarsa hep beraber toplumsal olarak, halk olarak biz yavaş yavaş bu tarımsal mevsimlik işçi sorununu ortadan kaldırırız. Bizim isteğimiz şudur; bu kardeşlerimiz dışarı gitmesinler. Burada çalışsınlar. Urfa’daki kardeşlerimiz, bacılarımız, annelerimiz gidiyorlar. Kimse gidip orada fabrikalarda, kömür ocaklarında çalışmıyor. Yine tarımda çalışıyor. Urfa bu konuda başkent. Buradaki tarımda çalışsın.”

‘18 İLE GİTTİM İHTİYAÇLARI GİDERİLEN TEK BİR AİLEYE DENK GELMEDİM’

18 il gezdiğini ve 5 bin 200 kilometre yol yaptığını söyleyen Özaslan, gittiği yerlerde tüm ihtiyaçları karşılanan tek bir aile aileye denk gelmediğini belirterek, “Bütün ihtiyaçlarının giderildiği tek bir tarım işçisi aileye denk gelmedim. Çok acı değil mi? Düşünüyorum hayır tek bir aileye bile denk gelmedim. 18 il 5 bin 200 kilometre yol yaptık hiçbirinde denk gelmedim. Kimse de elektrik yoktu. Eyyübiye’den bir aile ile karşılaştım Şereflikoçhisar’da. Dağ başında bir yerde bu aile çadırlarını kurmuştu. Görüştüm aile reisiyle dedi ki; ben Konya Ereğli’den 2 gün önce taşındım geldim buraya. Oraya gittim orada iş bulamadım. Orada günlerce kaldım olmadı bende Şereflikoçhisar’a geldim. Şu an burada da iş arıyorum dedi. Çadırını kurmuş elektriği yok, suyu yok hiçbir şeyi yok. Baba şunu söyledi bana dedi ki; başkanım ben dün akşam sabaha kadar uyuyamadım. İş bulamadı sıkıntıdan uyuyamamış sandım ve sordum dedim ki niye uyuyamadınız? Dedi ki ben sabaha kadar nöbet tuttum. Bana dağları gösterdi dedi ki; burada yabani domuzlar oluyor bende gelip çocuklarıma zarar verirler korkusuyla uyuyamadım ve ben sabaha kadar çadırda nöbet tuttum uyumadım dedi. Bunu söylerken boğazı düğümlenerek söylüyordu. Ben şu anda anlatamıyorum. Urfa’daki milletvekillerine neler neler söylemedi ki kendisi. O annenin ıstırabı, çocukları, iş yok güç yok. Elektriği, suyu hiçbir şeyi yok. Dedim peki ne yapacaksınız? Bakacağız dedi iş bulabilsek çalışacağız. Sağa sola sorup iş bakacağız. Elektrik suyu nasıl emin edeceksiniz dedim. Ben diyor suyu gidip kaç kilometre ötede olsa bir köyden bulup günlük olarak gidip araçla suyu getiririm diyor. İnanılmaz bir şey" ifadelerini kullandı.

 

‘BABALAR, KOSKOCA ADAM DEDİĞİMİZ ADAMLAR GÖZYAŞI DÖKÜP AĞLIYORLARDI’

Tarım işçisi olarak çocuklarını çalışmaya götüren ve gözyaşı döken anne-babaların ıstırap içinde olduğunu belirten Özaslan, babaların ağlayarak derdini anlattığını söyledi.

Özaslan, “Oradaki dramı anlatacak kelimeler bulamıyorum.  Bazen ben orada oturup gözyaşı döküyordum. Bazen anneler babalar konuşuyordu, babalar koskoca adam dediğimiz adamlar gözyaşı döküp ağlıyorlardı. Ağlayarak derdini anlatıyorlardı. Ancak bunu yaşayan bilir, gören bilir. Milletvekillerimiz dört çarpı dört araçlara binerek halkın arasında dolaşarak, gezerek kendi makam koltuklarına oturarak bu ıstırabı anlayamazlar. Bir milletvekilimiz gitsin de onlarla orada onların kaldığı çadırlarda gitsin bir gece tek uyusun. Bir gece tek. Bir bakalım acaba nasıl bir şeymiş. Bir gece gidip görsün. Bir gece uyusa var ya belki de çok şey değişecek onlar için. Ama böyle bir şeyi yaşayan gören yok maalesef. Ama oradaki halkın hepsi bekliyor. Diyorlar ki; bir gelsinler bizim halimizi görsünler” dedi.

‘DEVLET ÇOK RAHAT BİR ŞEKİLDE YAPABİLİR’

Tarım işçilerinin sorunlarına yönelik çözüm önerilerine değinen Özaslan, “Çözümü aslında çok çok basit. Bizim hazırlayacağımız rapordaki bazı başlıkları ben size anlatayım. Birincisi burada toprağı olup, köyü olup mevsimlik işçi olarak dışarıya giden kardeşlerimize sorduk dediler ki; bizde su yok. Devlet çok rahat bir şekilde şu GAP projesini, hızlı bir şekilde tamamlayabilirse en başta suyu olmayan Siverek ve Hilvan’a, bakın Hilvan ile su arasında bazı köylerde belki 100-200-300 metre yakının köyler var barajın göletine. Siverek’te toplasanız belki en uzak diyeyim belki 20 kilo metre belki 30 kilo metre suya uzak köyler var. Çok rahat su götürülebilir.  Bir an önce oraya su götürülürse oradaki halkın refah seviyesi yükselecek ekonomik olarak hem de mevsimlik tarım işçisi dışarı gitmeyecek. Su olmayan yere su gidecek. Diğer taraftan suyu olup, kendi köyünde toprağı olup dışarı giden insanlar diyor ki; elektrik faturası çok yüksek geliyor. Elektrik indirimine gidecek. Şimdi bazı köyler var ki 100 dönümlük tarla ekiyor 150 bin liralık elektrik fatura geliyor. Bu ne ekse biçse kaldırsa hiçbir zaman bunun masrafını çıkaramayacak. Sadece elektrik değil bunun yanında diğer masrafları da var. Bu elektrik gideri ve diğer masraflar mesela gübre indirimine gidilse gübrenin bugün ton ortalamasına gidilse 5 bin 500 liraya varmış belki de daha fazla şu an. Burada biraz indirim olsa. Şu an mevsimlik tarım işçisi olarak dışarı giden kardeşlerimiz için her aileden sürekli çalışabilecek 2 kişi maaş alabileceği organizede bir fabrikada çalışsa oradan her ay 2 kişi eve asgari ücret getirse buradan aileler dışarı gitmeyecek” şeklinde konuştu.

‘ÖYLE BİR ŞEY OLSA BİZ KENDİMİZİ URFA’YA DA O ARAZİYE DE KURBAN EDERİZ’

Tarım işçilerine TİGEM arazilerinde çalışmaları konusunda önerilerde bulunan Özaslan, “Orada bir aile diyor ki; ben köylüyüm ben köyde kalıyorum ama benim bir karış toprağım yok. Enteresan hem köylü olacak yıllarca köyde yaşayacak ama bir karış toprağı olmayacak. Nasıl olmuşsa toprak bir yerlere birilerine gitmiş.  Ama o adam o köyde atadan dededen beri o köyde oturuyor fakat bir karış toprağı yok. Her yıl diyor ki ben   mevsimlik tarım işçisi olarak gidiyorum. Bende diyorum ki; Urfa’daki 14 milletvekiline sesleniyorum.  Bunun altyapısını çok rahat oluşturabiliriz. Bizim TİGEM çiftliğimiz var Ceylanpınar’da. TİGEM çiftliğinde, mevsimlik işçi olup her yıl dışarı giden ama köyü olup toprağı olmayan insanlara TİGEM çiftliğinde 50 şer dönüm arazileri ayıralım. 50 dönümü bir aileye verelim. Onların olsun demiyorum, hibe edelim de demiyorum. Yine devletin olsun. 50 dönümü ekip, biçip kaldırsınlar ürünü onların olsun, onunla geçinsinler. Devlete de her yıl 5 bin TL kira parası ödesinler. Bu 50 dönüme karşılık. Çok rahat yapabiliriz. TİGEM’de bazı yerler var ki ekilip biçilmiyor bile. Bu ailelere dağıtılsa onların bir kısmı da burada kalacak. Ben o toprağı olmayanlara mevsimlik tarım işçisi olarak çalışanlara sordum dedim ki; böyle bir önerimiz olsa hükümete çağırıda bulunsak, seslensek TİGEM’de size 50 dönüm arazi verilse 5 bin TL kira parası verseniz dediler ki; başkanım öyle bir şey olsa biz kendimizi Urfa’ya da o araziye de kurban ederiz. Kiramızı da veririz yeter ki biz o ürünü kaldıralım kendi tarlamızda çalışalım” sözlerine yer verdi.

‘ESİR KAMPINDAKİ İNSANLARDAN DAHA PERİŞAN BİR HAYAT YAŞIYORLAR’  

Tarım işçisi olarak gittikleri yerlerde kadınların, esir kampındaki insanlardan daha perişan bir durumda yaşadıklarını söyleyen Özaslan, “Bir şey daha söyleyeyim, oradaki kadınlar için söylüyorum. O annelerimiz için söylüyorum. Çok basit bir öneride bulunmak istiyorum. Bizim çözüm önerilerimizde de var. Oradaki annelerimiz için şunu söylese devlet; sen mevsimlik tarım işçisi olarak gitme. Kendi köyün de burada kal ben san 2 tane inek vereceğim 2 inek. O annemize verecek evin reisine vermeyecek. O evin kadınına verecek. Sana 2 tane inek veriyorum bu 2 ineği sen 2 yıl boyunca besleyeceksin. Bütün sütü, ürünü geliri senin olacak. Yavruladığı zaman yavrular da senindir. 2 yıl sonra ben geleceğim senden o 2 ineği alacağım. Zaten o 2 yıl sonra senin her yıl gelen yavrularla birlikte sen 4 tane de yavruya sahip olacaksın. O 4 yavru senin olacak ben sadece senden o 2 ineği geri alacağım. Hibe etsinler demiyorum.  O 2 ineği o annemizden alsın başka bir köye götürsün başka bir annemize versin. Sonra 2 yıl onda kaldıktan sonra o da yavruları aldıktan sonra bütün geliri onun. Annelerimiz o ineğin sütüyle ailesini geçindirir. Yavrusu da kendisine kalacağı için 2 yıl sonra 4 tane olacak belki de 4 yıl sonra 8 belki yıllar sonra 20-30 ineği olacak bu annemizin. Bu şekilde Urfa’daki bütün köylerde dolaşsın.  Çok rahat yapabiliriz. Urfa’da bugün bu çok mu zor? 3 bin tane 5 bin tane ineğin dağıtımını yapamaz mıyız? Çok rahat yapılabilir. 2 yılda bir bu turlara böyle değiştirilse ben eminim ki oradaki annelerimizden hangisine verilse hangisine kaydedilse kendi gözü gibi bakacak ve kendisi 2 yıl sonra devlete o 2 ineği verecek. Kendisine teşekkür edecek ve annelerimiz oraya gitmeyecek orada çalışmayacak. Orada abartmadan söylüyorum. Gidin kendi gözünüzle görün. Oradaki annelerimiz, bacılarımız esir kampındaki insanlardan daha perişan bir hayat yaşıyorlar. Esir kampına koysanız o kadar perişan bir hayat yaşamazlar. Büyük bir dram” ifadelerine yer verdi.

‘URFA’DAKİ ÇİFTÇİ KARDEŞLERİMİZDEN RİCA ETMİYORUM ONLARA YALVARIYORUM’ 

Şanlıurfa’daki çiftçilerin tarım işçilerine ücretlerini tam olarak vermesi konusunda çağrıda bulunan Özaslan, “Bizim buradaki çiftçilerimize sesleniyorum. Oradaki kardeşlerimize sordum dedim ki; Urfa’da kalmanız için ne gerekiyor? Dediler ki; biz burada çalışıyoruz, dedim yevmiye fiyatları nedir? Dediler ki; yevmiye fiyatı 90-95-100 bazen 80 yani 80 ila 100 lira arası değişiyor. Peki dedim siz kendi memleketinizde 80 liraya yevmiye alıp orada kalıp çalışımısınız? Biz diyor razıyız 75 liraya da razıyız. Ama diyor Urfa’da gidiyorsunuz çalışıyorsunuz bize 50 lira 60 lira en fazla veriyorlar. O da bizi kurtarmıyor. 50 liraya bir ay boyunca çalışsak bin 500 lira para yapıyor. Asgari ücret 3 bin. Dolayısıyla Urfa’daki çiftçileri de bu işe destek vermeye çağırıyorum. Ben de diyorum ki; elinizi vicdanınıza koyun. Ziraat odası bir açıklama yapmıştı. Urfa’daki yevmiye fiyatını 100 lira olarak tayin etmişler. Güzel bir rakam. 100 lira bunun 5 lirası da aradaki elçi dediğimiz kişiye veriyorlar. 5 lira ona verilse bile işçiye kalıyor 95 lira. Ben Urfa’daki çiftçi kardeşlerimizden rica etmiyorum onlara yalvarıyorum.  Diyorum ki; ne olursa olsun bu fiyatı doru dürüst bir şekilde verin. Orada 95-100 diyorsa verin. Ne olacak tarlanızda akşama kadar bir işçi o güneşin altında çalışıyorsa verin 95 lira. Alsın ki oda kendi ihtiyaçlarını karşılasın o kardeşimiz Burdur’un dağlarına gitmesin. Isparta’ya gitmesin. Konya’nın o sıcak ovalarında o güneşin altında bütün çocukların yüzleri yanmıştı. Yüzleri yanmış o çocukları güneşin altında. Çocukların ailesi burada çalışsın, akşamda Urfa’da mı kalıyor, köyde mi aklıyor, ilçede mi kalıyor kendi evine gitsin. Urfa’daki işçilerimize de çok iş düşüyor. Lütfen o belirlenen tam rakamı verin onlara. Ben eminim ki belirlenen o rakam verilse birçok insan da gitmeyecek burada kalacaktır. Bu da ciddi bir sorundur. Bu da çözümün bir parçasıdır. Lütfen onlara hakkını tam verelim” diyerek sözlerine son verdi.  

Esma ALBAYRAK- ÖZEL HABER/Urfa Pusula 

 

 

      

 

17 Haz 2021 - 11:45 Şanliurfa- Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Urfa Pusula- Urfa haberleri, Sondakika Urfa haberleri, Urfa haber, güncel haberler Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Urfa Pusula- Urfa haberleri, Sondakika Urfa haberleri, Urfa haber, güncel haberler hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Urfa Pusula- Urfa haberleri, Sondakika Urfa haberleri, Urfa haber, güncel haberler editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Urfa Pusula- Urfa haberleri, Sondakika Urfa haberleri, Urfa haber, güncel haberler değil haberi geçen ajanstır.